Gece 02.40’tı. Ece, eşinin horlamasıyla üçüncü kez uyandı; yorganı alıp salondaki kanepeye geçti. Sabah kahvaltıda, “Belki bir süre ayrı uyusak ikimiz de daha iyi dinleniriz,” dedi. Önerdiği şey bir uyku düzeniydi. Eşinin duyduğu ise bambaşkaydı: “Artık bana yakın olmak istemiyorsun.”
Birçok çift için aynı yatak yalnızca uyunan yer değildir. Yakınlığın, bağlılığın ve ilişkinin iyi gittiğinin sessiz kanıtı gibi görülür. Bu nedenle ayrı uyuma isteği, ortada duygusal bir uzaklaşma olmasa bile reddedilme gibi hissedilebilir.
Asıl soru “İyi çiftler aynı yatakta mı uyur?” değildir. Daha anlamlı soru şudur: Seçtiğimiz uyku düzeni hem bedenimizi hem de ilişkideki yakınlığı koruyor mu?
Biri “uyku” derken diğeri “uzaklaşma” duyabilir
Bir taraf “Sadece biraz uyumaya ihtiyacım var,” demeye çalışırken diğer taraf bu cümleyi “Benimle uyumak istemiyor” diye duyabilir. Söylenmeyen kısmı kendi korkumuzla tamamladığımızda niyet okumaya başlarız. Ayrı yatma isteğini sevgisizlik; birlikte uyuma arzusunu da bağımlılık gibi yorumlamak kolaylaşır.
Bu yalnızca alınganlık değildir. Yıllardır aynı yatağı paylaşan bir çift için yatak; günün sonunda buluşulan, konuşulan, sarılınan ve bazen cinsel yakınlığın yaşandığı bir alandır. Bu düzenin değişmesi gerçek bir kayıp hissi doğurabilir. Fakat bir duygunun gerçek olması, o duygudan çıkardığımız sonucun da doğru olduğu anlamına gelmez.
Bazen uzun bir savunma yerine şu soru daha işe yarar: “Bunu söylerken benden uzaklaşmak mı istiyorsun, yoksa yalnızca daha iyi uyumaya mı ihtiyacın var?”
Birlikte uyumak ile iyi uyumak aynı şey değildir
Uyku kişisel görünse de bedenimiz yanımızdaki kişiyi duymaya devam eder. Partnerin hareketi bizi uyandırabilir; nefesi, kokusu veya varlığı ise tanıdık ve güvenli gelebilir. Bu nedenle bazı insanlar partneri yanındayken daha kolay gevşerken bazıları en küçük harekette uyanır.
Drews ve arkadaşlarının 2020’de yayımladığı küçük bir uyku laboratuvarı çalışmasında 12 genç ve sağlıklı çift, birlikte ve ayrı uyudukları gecelerde incelendi. Birlikte uyuduklarında REM uykularının yaklaşık yüzde 10 arttığı, daha az bölündüğü ve çiftlerin uyku evrelerinin daha çok eşzamanlandığı görüldü. Bununla birlikte birlikte uyurken daha fazla uzuv hareketi de vardı.
Bu sonuç “Partnerle uyumak herkes için daha sağlıklıdır” demeye yetmez. Örneklem küçüktü ve katılımcılar uyku sorunu olmayan genç çiftlerdi. Araştırmanın daha ölçülü biçimde söylediği şey şudur: Yanımızdaki kişi uykumuza yalnızca engel olmaz; bazen uykumuzun ritmine de eşlik eder.
Gunn ve arkadaşlarının 48 evli çifti on gün boyunca izlediği çalışmada ise çiftlerin gece boyunca aynı anda uyuyor veya uyanık olma oranlarının geniş bir aralıkta değiştiği görüldü. Bu eşzamanlılık, kişilerin mutlaka daha iyi uyuduğu anlamına gelmiyordu; ilişkinin özellikleriyle birlikte anlam kazanıyordu.
Kısacası birlikte uyumak ile iyi uyumak aynı şey değildir. Bazen ikisi bir arada olur; bazen yakınlığı temsil eden yatak, bölünen uykunun kaynağına dönüşür.
Aynı yatak ne zaman yorucu hâle gelir?
Farklı uyku saatleri, horlama, sık hareket etme, sıcaklık tercihleri, küçük çocuklar, evcil hayvanlar, vardiyalı çalışma, kronik ağrı ve menopoz belirtileri ortak uykuyu zorlaştırabilir. Uyku apnesi veya uykusuzluk gibi durumlar yalnızca bunları yaşayan kişiyi değil, partnerini de etkileyebilir.
Özellikle yüksek sesli horlamaya nefes durmaları, boğulur gibi uyanma veya gündüz aşırı uykululuk eşlik ediyorsa mesele yalnızca rahatsız edici bir alışkanlık olarak görülmemelidir. Hekim değerlendirmesi gerekebilir.
Kötü bir gecenin etkisi yatakta kalmaz. Uykusuzluk ertesi gün duygusal esnekliği azaltabilir; küçük bir söz daha ağır duyulabilir. Çift araştırmaları da gece uykusu ile gündüz ilişki işleyişinin birbirini iki yönde etkileyebildiğini gösteriyor. Bu durumda sırf “iyi çiftler birlikte uyur” düşüncesiyle aynı düzende ısrar etmek, yakınlığı korumak yerine ilişkiyi daha kırılgan hâle getirebilir.
Penelope’nin yatağı
Homeros’un Odysseia anlatısında Penelope, yıllar sonra dönen kişinin gerçekten Odysseus olup olmadığını evlilik yatakları üzerinden sınar. Yatağın başka bir yere taşınmasını ister. Odysseus buna itiraz eder; çünkü yatağı yaşayan bir zeytin ağacının gövdesi etrafına kendisi yapmıştır. Bu ayrıntıyı yalnızca gerçek Odysseus bilebilir.
Bu sahnede yatak, her gece aynı yerde uyuma zorunluluğunu değil; iki kişinin bildiği ortak hayatı temsil eder. İlişkiyi köklendiren şey mobilyanın kendisi değil, ona yüklenen ortak anlamdır.
Bugün bir çift aynı yatakta uyuyup birbirine çok uzak olabilir; başka bir çift ayrı odalarda uyuyup güçlü bir duygusal ve bedensel yakınlık sürdürebilir. Mitolojik anlatının hatırlattığı şey şudur: Yakınlık yalnızca mekânsal değildir. Fakat ortak alanların anlamı da kendiliğinden korunmaz; çiftin onu yeniden kurması gerekir.
Bir karar değil, birlikte yürütülen bir deney
Ayrı uyumak tek başına ilişkinin iyi veya kötü olduğunu göstermez. Belirleyici olan çoğu zaman neden ve nasıl ayrı uyunduğudur. Karar iki kişinin uykusunu korumak için birlikte alındığında bakım biçimi olabilir. Tartışma sonrasında cezalandırmak, teması kesmek veya konuşmaktan kaçmak için kullanıldığında ise aynı davranış mesafe yaratabilir.
Kararı ilişkinin başarısına dair bir hüküm gibi vermek yerine iki haftalık bir deney olarak ele almak daha işlevsel olabilir:
- Hangimizin uykusu, hangi nedenle bozuluyor?
- Birlikte uyumanın bize iyi gelen tarafı temas mı, sohbet mi, güven hissi mi, yoksa sabah birlikte uyanmak mı?
- Ayrı uyursak bu yakınlığı hangi ritüelle koruyabiliriz?
- Yeni düzende uykumuz, gündüz enerjimiz, tahammülümüz ve yakınlık hissimiz nasıl değişiyor?
Çözüm her zaman ayrı oda değildir. Daha geniş yatak, ayrı yorganlar, farklı uyku saatleri veya haftanın bazı gecelerini ayrı geçirmek de denenebilir. Ayrı uyuyan çiftler yatmadan önce kısa bir sohbeti, sarılmayı veya sabah birlikte kahve içmeyi bilinçli biçimde koruyabilir.
Toplum ayrı yatmayı kolayca ilişki sorunu gibi yorumlar. Oysa nerede uyunduğu, sevginin büyüklüğünü tek başına ölçmez. İyi düzen dışarıdan en romantik görünen değil, iki kişinin hem dinlenebildiği hem de yakın kalabildiği düzendir.
Bilimsel Atıflar
- Drews, H. J., Wallot, S., Brysch, P., ve ark. (2020). Bed-sharing in couples is associated with increased and stabilized REM sleep and sleep-stage synchronization. Frontiers in Psychiatry, 11, 583. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2020.00583
- Gunn, H. E., Buysse, D. J., Hasler, B. P., Begley, A., & Troxel, W. M. (2015). Sleep concordance in couples is associated with relationship characteristics. Sleep, 38(6), 933–939. https://doi.org/10.5665/sleep.4744
- Hasler, B. P., & Troxel, W. M. (2010). Couples’ nighttime sleep efficiency and concordance: Evidence for bidirectional associations with daytime relationship functioning. Psychosomatic Medicine, 72(8), 794–801. https://doi.org/10.1097/PSY.0b013e3181ecd08a
- Homeros. Odysseia, Kitap 23, 183–207.