vonyela.
İlişkiler ve Bağlanma

Birbirimize Neden Unutturuyoruz?

Şehmus Nas · 8 Ağustos 2026 · 4 dk okuma

Odamda sık gördüğüm bir an var. Bir çift geçen haftaki tartışmasını anlatıyor. Biri hikâyeyi kuruyor; diğeri başıyla onaylıyor, araya küçük bir ayrıntı ekliyor ve sonra dinlemeyi öğrendiğim o cümleyi söylüyor: “Evet, aynen öyle oldu.”

Kulağa mutabakat gibi geliyor. Bazen gerçekten öyledir. Bazen de aynı haftayı aynı biçimde yaşamamış iki insanın tek bir versiyonda sessizce buluşmasıdır.

Çiftlerin olayları farklı hatırladığını çoğumuz kabul ederiz. Daha az bilinen ise şudur: Partnerler yalnızca farklı hatırlamaz; birbirlerinin neyi hatırlayabildiğini de etkileyebilir. Ortak bir hikâye kurarken, iki ayrı deneyimden biri nasıl görünmezleşir?

Birinin anlattığı, diğerinin belleğini değiştirebilir

Zhang ve arkadaşlarının Quarterly Journal of Experimental Psychology’de yayımlanan araştırması, romantik partnerlerden biri ortak materyalin bazı bölümlerini seçerek hatırladığında diğerinin belleğinde ne olduğunu inceledi. İki deneyde, partnerin dile getirmediği fakat anlattıklarıyla ilişkili ayrıntıların dinleyenin belleğinde daha zor erişilir hâle gelebildiği görüldü. Bu örüntü, romantik çiftlerde yabancı eşleşmelere göre farklılaştı; ikinci deneyde sinirsel etkinlik ve eşzamanlanma da incelendi.

Alanyazında buna sosyal olarak paylaşılan geri getirme kaynaklı unutma deniyor. Bulguyu günlük hayata doğrudan taşırken dikkatli olmak gerekir: Araştırma kontrollü materyallerle ve heteroseksüel çiftlerle yapıldı. Gerçek bir tartışmanın anısı çok daha karmaşıktır. Yine de çalışma, bir partnerin anlatısının diğerinin hatırlama yollarını biçimlendirebileceğini gösteren önemli bir işaret sunuyor.

Bu mekanizma yalnızca sorun değildir. Ortak hikâyesi olmayan bir çiftin kendisini “biz” olarak hissetmesi de zorlaşırdı. Mesele belleğin ortaklaşması değil; ortaklaşırken bir tarafın deneyiminin sürekli olarak daha az geri çağrılmasıdır.

Hayatta kalan anlatı her zaman en doğru anlatı değildir

Bir çift hızlı uzlaşmayı alışkanlık hâline getirdiğinde, geriye kalan versiyon ilk söylenen, en emin anlatılan veya en çok tekrarlanan olabilir. Diğer tarafın anlatısı açıkça reddedilmeyebilir; yalnızca daha seyrek dile getirilir. Zamanla kişi kendi deneyiminden şüphe etmeye başlayabilir:

“İyi geçiniyoruz aslında. Sadece bazen hikâyenin içinde değilmişim gibi hissediyorum.”

Burada amaç her ayrıntı için bir mahkeme kurmak değildir. Bellek kamera kaydı gibi çalışmaz; her hatırlama yeniden kurmadır. Bu nedenle iki farklı anlatının bulunması, taraflardan birinin mutlaka yalan söylediğini göstermez. İki insan aynı olayı farklı dikkat noktaları, duygular ve beklentiler içinden yaşamış olabilir.

Sorun, farklılığın ilişki içinde taşınamamasıdır. Tek bir ortak anlatı uğruna iki deneyimden biri sürekli siliniyorsa, çift görünürde anlaşırken içeride yalnızlaşabilir.

Mnemosyne’nin çocukları

Yunan mitolojisinde Mnemosyne hafızanın tanrıçası ve Musaların annesidir. Bu akrabalık tesadüf değildir: Hatırlanan şey, aynı zamanda anlatılabilen, şiire ve tarihe dönüşebilen şeydir.

Mitin bugüne uzanan tarafı şudur: Hafıza yalnızca zihnin içinde saklanan bir kayıt değildir; bir dinleyiciye doğru çalışır. Kimin dinlediği, hangi ayrıntının sorulduğu ve hangi anlatının tekrarlandığı, hatırlamanın biçimini etkiler.

Çiftlerde bu iki yönlü işler. Biri anlatırken diğerinin belleği de hareket eder. Ortaklık, iki hafızanın birbirine değmesidir; birinin diğerinin yerine geçmesi değil.

Önce ayrı düşünmek neden işe yarayabilir?

Rodriguez ve arkadaşlarının 716 yetişkinle yürüttüğü kısa çevrim içi müdahalede katılımcılar, partnerleriyle yaşadıkları bir çatışmayı çeşitli yazma koşullarında ele aldı. İlişkiyi önemseyen tarafsız bir üçüncü kişinin bakışından yeniden değerlendirme yapan grupta, bazı kontrol koşullarına kıyasla daha az anlaşmazlık, daha az saldırganlık olayı ve daha düşük çatışma sürekliliği bildirildi. Çalışma pandemi koşullarında yapıldı ve etkiler özbildirime dayanıyordu; dolayısıyla her çift için aynı sonucu vaat etmez. Yine de yazmanın ve perspektif değiştirmenin çatışmaya girilen yeri değiştirebileceğini gösteriyor.

Bu bulgudan hareketle çiftlerin deneyebileceği kısa bir uygulama:

  1. Geçen haftadan küçük bir gerilim anı seçin; en büyük kavgayı değil.
  2. Konuşmadan önce ayrı ayrı üç-dört cümle yazın: Ne oldu ve sizin tarafınızdan nasıl göründü?
  3. Metinleri araya düzeltme koymadan sesli okuyun.
  4. Yalnızca şunu sorun: “Senin anlatında benim bilmediğim ne vardı?”

Amaç anıların farklı olduğunu kanıtlamak veya kimin haklı olduğunu bulmak değildir. İki anlatıyı, birbirlerinden bir şey öğrenebilecek kadar uzun süre canlı tutmaktır.

Bu yöntem şiddet, baskı veya korku bulunan ilişkiler için uygun bir kriz aracı değildir; böyle durumlarda önce güvenlik gerekir. Yerleşmiş çatışma örüntülerinde bir çift terapistinin üçüncü bakışı da gerekli olabilir.

Ortak hayat tek ve pürüzsüz bir hikâye değildir. Daha gerçekçi yakınlık, iki kişinin aynı haftayı farklı anlatabildiği ve hiçbirinin bu fark yüzünden ortadan kaybolmadığı yerde kurulur.

Bilimsel Atıflar
  • Zhang, H., Chang, Y., Ahati, S., Pu, J., & Liu, T. (2026). The role of romantic relationships in socially shared retrieval-induced forgetting: Cognitive and neural evidence. Quarterly Journal of Experimental Psychology, 79(4), 867–885. https://doi.org/10.1177/17470218251367720
  • Rodriguez, L. M., Stewart, S. H., & Neighbors, C. (2021). Effects of a brief web-based interpersonal conflict cognitive reappraisal expressive-writing intervention on changes in romantic conflict during COVID-19 quarantine. Couple and Family Psychology: Research and Practice, 10(3), 212–222. https://doi.org/10.1037/cfp0000173
  • Cuc, A., Koppel, J., & Hirst, W. (2007). Silence is not golden: A case for socially shared retrieval-induced forgetting. Psychological Science, 18(8), 727–733. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2007.01967.x
  • Hesiodos. Theogonia, 53–62. (Mnemosyne ve Musalar.)

↑ Başa dön