Bir gün kişi güldüğünü fark eder. Kahkahanın hemen ardından suçluluk gelir: “Nasıl eğlenebilirim?” Kaybettiği insanı daha az düşünmeye başladığı her an, sanki aralarındaki bağ biraz daha silinecekmiş gibi hisseder.
Yasa devam etmek mi sadakattir, yaşamaya dönmek mi?
Yas unutma görevi değildir
Yas, sevilen birinin yokluğunu zihinsel ve duygusal dünyaya yerleştirme sürecidir. Bu süreçte hem kayba yönelme hem yaşama dönme hareketleri görülebilir. Kişi bir gün anılara gömülürken başka bir gün gündelik işlerle meşgul olabilir. Bu dalgalanma sevgisizliğin değil, uyum çabasının parçasıdır. Stroebe ve Schut’un (1999) ikili süreç modeli tam bunu tanımlar: yas tutan kişi kayıp odaklı ve onarım odaklı uğraşlar arasında salınır; sağlıklı olan ikisinden birinde kalmak değil, aralarındaki gidiş geliştir.
Yasın tek bir doğru takvimi yoktur. “Artık bitmeli” baskısı kadar “Acım azalırsa bağım azalır” inancı da kişiyi sıkıştırabilir. Acının yoğunluğu, sevginin güvenilir ölçüsü değildir.
Orpheus’un ikinci kaybı
Ovidius’un Dönüşümler’inde Orpheus, Eurydike’yi yeraltından çıkarırken arkasına bakar ve onu yeniden kaybeder. Anlatıda sevginin bakışı, aynı zamanda ayrılığın kesinleştiği andır. Yas tutan kişi de bazen bağı korumak için geçmişe dönüp durur; ileriye bakmak sevdiğini orada bırakmak gibi gelir.
Oysa bağın biçimi değişebilir. Fiziksel beraberlik sona erdiğinde kişi anılar, değerler, ritüeller ve iç konuşmalar yoluyla “süren bir bağ” kurabilir. Bu, kaybı inkâr etmek değil; ilişkinin yeni gerçekliğini kabul etmektir. Klass, Silverman ve Nickman’ın (1996) derlemesi bu yaklaşımı “süren bağlar” adıyla literatüre kazandırdı: sağlıklı yas, bağı koparmak değil dönüştürmektir.
Acı ile bağ aynı şey değildir
“Onu acı çekerek seviyorum” düşüncesi anlaşılırdır. Çünkü ilk zamanlarda acı, kaybedilen kişiye ulaşılabilen en canlı yer gibi hissedilebilir. Zamanla sevgiyi başka biçimlerde taşımak mümkündür: Onun önem verdiği bir davranışı sürdürmek, anısını paylaşmak, belirli günlerde ritüel oluşturmak veya hayatımıza kattığı niteliği yaşatmak.
Bu dönüşüm unutmak değildir. Hafızada donmuş bir görüntü yerine yaşayan bir miras kurmaktır. Kişi güldüğünde, yeni bağlar kurduğunda ya da geleceğe yatırım yaptığında geçmişteki sevgiyi iptal etmez.
Yasın iki yönüne de izin vermek
Bazı günler mezara, fotoğraflara veya anılara yaklaşmak; bazı günler bunlardan uzaklaşıp dinlenmek gerekebilir. İki hareket de yasın parçasıdır. Kendimize “Bugün kayba mı, yaşama mı ihtiyacım var?” diye sormak katı beklentileri yumuşatabilir.
Kayıp sonrası acı uzun süre dayanılmaz düzeydeyse, gündelik işlevler belirgin biçimde bozuluyorsa veya kişi güvende kalmakta zorlanıyorsa profesyonel destek önemlidir.
Sevdiğimizi bırakmak zorunda değiliz; onun artık burada olmadığı gerçeğiyle ilişki kurmayı öğreniriz. Yaşama dönmek ihanet değildir. Bazen sevginin bizde bıraktığı şeyi geleceğe taşımanın tek yoludur.
Bağın biçimini bilinçli kurmak
Yas tutan kişi, bağın ne zaman ve nasıl sürdürüleceğine dair küçük ritüeller seçebilir. Belirli bir günde sevilen kişinin yaptığı yemeği hazırlamak, anı kutusu oluşturmak, onunla ilgili bir hikâyeyi aile içinde anlatmak ya da adına anlamlı bir katkıda bulunmak buna örnektir. Ritüel, anının her an taşması yerine yaşamda tutulabileceği bir kap sunar.
Eşyalar konusunda da tek doğru yoktur. Hemen kaldırmak, uzun süre korumak veya bazılarını dönüştürmek farklı kişiler için farklı anlamlar taşır. Kararı dışarıdaki “artık zamanı geldi” baskısına göre değil, kişinin dayanma kapasitesi ve ihtiyacına göre almak gerekir. Kararların bir bölümünün geçici olabileceğini bilmek rahatlatıcıdır.
Çevredeki insanlar çoğu zaman ne söyleyeceğini bilemez. Yas tutan kişi mümkünse ihtiyacını somutlaştırabilir: “Çözüm önermeden dinlemeni istiyorum”, “Bugün gündelik bir şey konuşmaya ihtiyacım var.” Kayıpla yaşamak, yalnızca kaybedilen kişiyle bağı değil, yaşayanlarla kurulan desteği de yeniden düzenler.
Bağı başka biçimde sürdürmek
- Acımın azalmasını sevginin azalmasıyla neden eşleştiriyorum?
- Kaybettiğim kişinin bende yaşayan hangi değerini sürdürebilirim?
- Bugün kayba yaklaşmaya mı, yaşamdan biraz destek almaya mı ihtiyacım var?
Yasın cevabı her gün değişebilir. Bir gün fotoğraflara bakmak, ertesi gün arkadaşlarla gülmek aynı bağın içinde mümkün olabilir. Dalgalanma, kararsızlık değil uyumun ritmidir.
Bilimsel Atıflar
- Klass, D., Silverman, P. R., & Nickman, S. L. (Ed.). (1996). Continuing bonds: New understandings of grief. Taylor & Francis.
- Ovidius. (2004). Metamorphoses (D. Raeburn, Çev.). Penguin Classics.
- Stroebe, M., & Schut, H. (1999). The dual process model of coping with bereavement. Death Studies, 23(3), 197–224. https://doi.org/10.1080/074811899201046