Uzun zamandır ilişkinin içinde olmak istemediğini düşünüyor. Yine de ayrılık cümlesini kurmuyor. Daha az arıyor, planları erteliyor ve tartışmaların büyümesine izin veriyor. İçten içe partnerinin yorulup “Böyle gitmiyor” demesini bekliyor. O zaman ayrılık gerçekleşecek, fakat kararı veren kendisi olmayacaktır.
Bir ilişkiyi bitirmek isteyen kişi her zaman açıkça ayrılan taraf olmaz. Bazen kararın yükünü partnerine bırakmaya çalışır. Bunun arkasında kararsızlık bulunabilir; fakat suçluluk, kötü insan olma korkusu, karşı tarafın acısına tanık olamama ve kararın sonuçlarını sahiplenmekten kaçınma da etkili olabilir.
İstemek ile karar vermek arasındaki mesafe
İlişkiden ayrılma düşüncesi çoğu zaman tek bir duygudan oluşmaz. Joel ve arkadaşlarının çalışmalarında, ilişkisini sorgulayan kişilerin aynı anda hem kalmak hem gitmek için güçlü nedenler taşıyabildiği görülüyor. Sevgi, ortak geçmiş, alışkanlık ve partnerin iyi oluşuna duyulan kaygı; çatışma, güvensizlik ve karşılanmayan ihtiyaçlarla yan yana bulunabilir.
Bu nedenle “Ayrılmak istiyorsam neden ayrılamıyorum?” sorusunun cevabı her zaman iradesizlik değildir. Kişi iki gerçek arasında kalabilir. Ancak ambivalans uzun süre konuşulmadan davranışlara sızdığında, partner belirsizliğin bedelini ödemeye başlar.
Partnerin iyiliğini düşünmek
Samantha Joel ve arkadaşlarının 2018 tarihli araştırması, insanların ayrılma kararlarında yalnızca kendi memnuniyetlerini değil, partnerlerinin ilişkiye ne kadar bağlı olduğunu ve ayrılıktan ne kadar zarar göreceğini düşündüklerini gösterdi. Bu, kalma kararının her zaman bencilce veya korkakça olmadığını anlatır. İnsan sevdiği birinin acısına neden olmak istemeyebilir.
Fakat onu koruma niyeti, aylar süren bir duygusal geri çekilmeye dönüştüğünde sonuç tersine çevrilebilir. Partner ne olduğunu bilmeden daha çok çabalar, kendisini suçlar veya giderek azalan yakınlığı anlamlandırmaya çalışır. Açık ayrılık acı vericidir; belirsiz ve tek taraflı çözülme ise kişinin kendi gerçekliğine güvenini de zedeleyebilir.
Kararı karşı tarafa verdirmek
Bazen kişi ilişkiyi yaşanmaz hâle getirerek partnerinin ayrılmasını bekler. Soğuklaşır, eleştiriyi artırır, sorumluluklardan çekilir veya açıkça incitici davranır. Böylece sonunda “terk edilen” taraf olabilecek ve suçluluğun bir bölümünden kurtulacaktır.
Varoluşçu felsefede Sartre, insanın özgürlüğünün getirdiği sorumluluktan kaçma biçimlerinden söz eder. Kendi seçimini sanki koşulların veya başkasının zorunlu sonucuymuş gibi yaşamak, bu yükü geçici olarak hafifletebilir. Fakat karar vermemek de ilişki üzerinde sonuç üreten bir karardır.
Bu yaklaşım, güvenlik riski taşıyan ilişkiler için geçerli bir öneri değildir. Şiddet, tehdit veya takip riski varsa ayrılık doğrudan yüzleşme gerektirmeyebilir; güvenlik planı ve profesyonel destek önceliklidir.
Kararın ertelenmesi yalnızca zihinsel bir bekleyiş olarak kalmaz. Kişi bir yandan ilişkiden çekilip diğer yandan gündelik yakınlığı sürdürdüğünde, sözleriyle davranışları arasında bir açıklık oluşur. Partner bazen sıcaklık, bazen belirgin uzaklık görür ve hangi bilgiye güveneceğini bilemez. Bu gelgit, ayrılık ihtimalinden bağımsız olarak ilişki içindeki güveni aşındırabilir. Kararsızlığı saklamadan konuşmak, hemen kesin bir sonuca varmak demek değildir; iki kişinin de içinde bulunduğu gerçeği bilmesine imkân vermektir.
Dürüstlük bütün kesinliklerin oluşmasını beklemez
Bir ayrılık konuşması için kişinin gelecekte hiç pişman olmayacağından emin olması gerekmez. Dürüstlük bazen “Kesinlikle hiçbir şey hissetmiyorum” demek değil, “Uzun süredir bu ilişkide kalmayı isteyip istemediğimi sorguluyorum ve bunu senden saklayarak uzaklaşmak istemiyorum” diyebilmektir.
Karar henüz net değilse ilişkiyi sessizce sabote etmek yerine belirli bir değerlendirme dönemi, çift terapisi veya açık bir konuşma düşünülebilir. Fakat bunlar yalnızca ayrılık sorumluluğunu erteleme aracına dönüşmemelidir.
Kişi kendisine şunları sorabilir: Partnerimin karar vermesini beklerken hangi duygudan kaçıyorum? Ayrılan kişi olursam kendim hakkında neye inanacağım? Kalmak için ilişkiye mi, yoksa suçluluktan kaçınmaya mı tutunuyorum?
Birini incitmemek her zaman mümkün değildir. Yine de onu belirsizlikte bırakmamak, küçülterek ayrılmaya zorlamamak ve kendi kararımızın sorumluluğunu taşımak mümkündür. Ayrılık cümlesi acıyı bütünüyle önlemez; fakat acının yanına gereksiz bir gerçeklik kaybı eklemeyebilir.
Bilimsel Atıflar
- Joel, S., MacDonald, G., & Page-Gould, E. (2018). Wanting to stay and wanting to go: Unpacking the content and structure of relationship stay/leave decision processes. Social Psychological and Personality Science, 9(6), 631–644. https://doi.org/10.1177/1948550617722834
- Joel, S., Impett, E. A., Spielmann, S. S., & MacDonald, G. (2018). How interdependent are stay/leave decisions? On staying in the relationship for the sake of the romantic partner. Journal of Personality and Social Psychology, 115(5), 805–824. https://doi.org/10.1037/pspi0000139
- Le, B., & Agnew, C. R. (2003). Commitment and its theorized determinants: A meta-analysis of the investment model. Personal Relationships, 10(1), 37–57. https://doi.org/10.1111/1475-6811.00035