Aylarca beklenen telefon alınır, terfi haberi gelir ya da uzun süredir istenen eve taşınılır. İlk günlerde göz ayrıntılara takılır; her şey heyecan vericidir. Birkaç hafta sonra yenilik gündeliğin fonuna karışır. Ardından zihin yeni bir hedef bulur.
Elde etmek neden beklediğimiz kalıcı doyumu her zaman sağlamaz?
Hazza uyum sağlamak
İnsan zihni değişime duyarlıdır. Yeni ve olumlu bir durum ilk başta dikkati güçlü biçimde çeker; tekrarlandıkça sıradanlaşır. “Hedonik uyum” denilen bu süreç, haz kapasitemizin bozuk olduğunu göstermez. Sürekli aynı uyarana aynı yoğunlukta tepki verseydik gündelik işlevlerimiz zorlaşırdı.
Sorun, uyumu yanlış yorumladığımızda doğar. Heyecanın azalmasını “Yanlış şeyi istedim” diye okuyup hemen başka bir hedefe koşabiliriz. Böylece arzunun canlılığı, sahip olunanın değerinin önüne geçer. Doyum nesnenin kendisinden çok bir sonraki ihtimale bağlanır.
Kral Midas’ın dokunuşu
Ovidius’un Dönüşümler’inde anlatılan Midas, dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini ister. Dileği gerçekleştiğinde yiyeceği ve yakınlığı da altına çevirir; arzu ettiği güç yaşamasını engeller. Mitin çarpıcı yanı, isteğin karşılanmaması değil tam olarak karşılanmasıdır.
Midas anlatısı, arzunun hedefini sorgulatır: İstediğimiz şey neyi temsil ediyor? Bir nesne başarı, kabul, güven veya özgürlük vaadi taşıyabilir. Nesneye kavuştuğumuzda bu daha derin ihtiyaç otomatik olarak karşılanmıyorsa parlaklık hızla söner.
Değeri yeniden fark etmek
Uyumu tamamen durduramayız; fakat dikkatimizin yönünü değiştirebiliriz. Sahip olduğumuz şeyi farklı biçimlerde kullanmak, deneyimi paylaşmak, ayrıntılarını bilinçli olarak fark etmek ve kısa aralar vermek sıradanlaşmayı yavaşlatabilir. Minnettarlık burada zorunlu iyimserlik değil, alışkanlığın görünmez kıldığı değeri yeniden görme pratiğidir. Lyubomirsky, Sheldon ve Schkade’nin (2005) modeli de bu yönde: koşullara alışırız, ama bilinçli etkinlikler ve dikkatin nasıl kullanıldığı, doyumun sürdürülebilir kısmını belirler.
Bir hedefin ardından hemen yenisini koymadan önce şu sorular işe yarar: Bunu neden istemiştim? Bana ne kattı, ne katmadı? Beklentimin hangi kısmı gerçekçi değildi? Bu kazanımı hayatımın hangi değerine bağlayabilirim?
İyi yaşam hedeflerin ötesindedir
Aristoteles’in iyi yaşam anlayışında mutluluk, bir nesneye sahip olma anı değil; erdemli etkinliklerle örülen bir yaşam biçimidir. Bu bakış, hedefleri değersizleştirmez. Onları nihai kurtuluş vaadinden çıkarır. Bir başarı yaşamı destekleyebilir; yaşamın bütün anlamını tek başına taşıyamaz.
Elde edilen şeyin heyecanını kaybetmesi nankörlük değildir. Zihnin yeni düzene uyum sağladığını gösterir. Kalıcı doyum, her zaman daha fazlasına sahip olmakta değil; sahip olduklarımızı değerlerimizle yaşayan bir ilişkiye dönüştürmekte bulunabilir.
Beklenti ile deneyimi ayırmak
Bir hedefe ulaşmadan önce onun hayatın birçok alanını aynı anda düzelteceğini düşünebiliriz. Terfinin özsaygıyı, ekonomik güvenliği, aile onayını ve günlük neşeyi birlikte getirmesi beklenir. Gerçek kazanım bunların yalnızca bir bölümünü karşıladığında hayal kırıklığı doğar. Bu yüzden hedef öncesinde “Bu neyi değiştirebilir, neyi değiştiremez?” diye sormak yararlıdır.
Hedef sonrası geçiş dönemi de önemlidir. Uzun süre bir amaca göre düzenlenen günler, başarıdan sonra yapısız kalabilir. Yeni hedefe hemen koşmadan kazanımın hayatımızdaki yerini kurmak gerekir: Hangi beceriyi geliştirdim, kimlerle bağım güçlendi, gündelik düzenimde ne farklı olacak? Sonuca değil sürece ait kazanımlar uyuma karşı daha dayanıklıdır.
Tüketimde ise kısa bir bekleme süresi arzuyla ihtiyacı ayırabilir. Bir şeyi almadan önce vaat ettiği duyguyu yazmak, aldıktan birkaç hafta sonra aynı beklentiye dönmek öğreticidir. Amaç hazdan kuşkulanmak değil, hiçbir nesnenin üstlenemeyeceği “Beni tamamla” görevini fark etmektir.
Hedefin vaadini sınamak
- Bu hedefin bana hangi duyguyu kalıcı olarak vereceğini umuyordum?
- Yenilik azaldığında geriye kalan gerçek değer nedir?
- Sahip olduğum şeyle tüketmek dışında nasıl ilişki kurabilirim?
Soruların cevabı bazen yeni hedefi iptal ettirmez. Yalnızca onu daha gerçekçi bir yere koyar. İstekler hayatın yönlerinden biridir; bütün doyumu taşıyan tek sütun hâline gelmediklerinde daha sağlıklı yaşanabilir.
Bilimsel Atıflar
- Aristoteles. (1999). Nicomachean ethics (T. Irwin, Çev.; 2. bs.). Hackett.
- Lyubomirsky, S., Sheldon, K. M., & Schkade, D. (2005). Pursuing happiness: The architecture of sustainable change. Review of General Psychology, 9(2), 111–131. https://doi.org/10.1037/1089-2680.9.2.111
- Ovidius. (2004). Metamorphoses (D. Raeburn, Çev.). Penguin Classics.