Bir yolculuktan önce hava durumuna üç kez bakar, bütün rezervasyonları yazdırır, alternatif güzergâh hazırlar. Yine de evden çıktığında rahat değildir. Aklında yeni sorular belirir: Ya uçuş iptal olursa, ya hastalanırsa, ya öngöremediği bir şey olursa?
Kontrol arttıkça kaygı neden her zaman azalmaz?
Kontrol güvenlik hissi verebilir
Plan yapmak, riskleri değerlendirmek ve hazırlanmak işlevsel becerilerdir. Sorun, kontrolün bir araç olmaktan çıkıp belirsizliği tamamen ortadan kaldırma girişimine dönüşmesidir. İnsan zihni bilinmeyeni tehdit olarak yorumlamaya yatkın olabilir. Belirsizliğe tahammül azaldığında kişi daha fazla kontrol ederek rahatlamaya çalışır. Carleton (2016), bilinmeyene duyulan korkunun birçok kaygı biçiminin altında yatan ortak bir çekirdek olabileceğini öne sürer.
Fakat hayatın tüm değişkenleri kontrol edilemez. Her kontrol davranışı kısa süreli rahatlama sağladığında zihin şu dersi öğrenebilir: “Kontrol etmeseydim tehlike olacaktı.” Böylece rahatlama davranışı pekiştirir ve bir sonraki sefer daha fazlası gerekir. Güvenlik arayışı, fark edilmeden kaygının yakıtına dönüşür.
Oidipus’un kaçamadığı kehanet
Sophokles’in Kral Oidipus tragedyasında hem ailesi hem kendisi korkulan kehaneti önlemek için harekete geçer. Fakat alınan önlemler, sonunda kehanetin gerçekleştiği yolun parçaları olur. Trajedinin gücü, insanın hiçbir etkisi olmadığı fikrinden değil; her şeyi yönetebileceği yanılsamasından doğar.
Bu anlatı kaderciliği öğütlemek zorunda değildir. Daha çok, bilme ve kontrol etme arzusunun sınırlarını görünür kılar. Bazen tehlikeyi önlemek için yaptıklarımız hayatı daraltır; kaçındığımız ihtimal davranışlarımızın merkezine yerleşir.
Etki alanı ile hâkimiyet arzusu
Kontrol ihtiyacını yumuşatmak, edilgenleşmek değildir. Yapılabileceklerle yapılamayacakları ayırmaktır. Stoacı filozof Epiktetos’un temel ayrımı da budur: Bazı şeyler bize bağlıdır, bazıları değildir. Niyetimiz, hazırlığımız ve tepkimiz üzerinde etkimiz olabilir; başkalarının düşünceleri, geçmiş ve bütün sonuçlar üzerinde tam hâkimiyetimiz yoktur.
Gündelik hayatta üç sütun açmak yararlı olabilir: “Kontrol edebildiklerim”, “etkileyebildiklerim” ve “kabul etmem gerekenler”. İlk sütun eylem ister. İkincisi çaba ve esneklik. Üçüncüsü ise belirsizliğin yarattığı duyguyu taşıma becerisi.
Güven, kesinlik değildir
Gerçek güvenlik hissi, kötü hiçbir şey olmayacağına inanmak değildir. Beklenmedik bir şey olduğunda bununla baş edebilme kapasitemize güvenmektir. Bu nedenle kişi küçük belirsizliklere bilinçli olarak alan açabilir: Bir mesajı yeniden kontrol etmemek, küçük bir planı başkasına bırakmak, kesin cevap gelmeden bir süre beklemek gibi. Amaç kendini tehlikeye atmak değil, rahatsızlığın yükselip sonra azalabildiğini deneyimlemektir. Grupe ve Nitschke’nin (2013) derlemesi, kaygının belirsizlik karşısında tehdit beklentisini abartma ve kaçınma eğilimiyle beslendiğini; belirsizliğe tahammülün ise bu döngüyü gevşetebildiğini vurgular.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Şu anda yaptığım hazırlık gerçek bir ihtiyaca mı hizmet ediyor, yoksa kesinlik arayışına mı? Kontrol bizi hayata hazırladığında değerlidir. Hayatın başlaması için her şeyin kesinleşmesini beklettiğinde ise güvenlik değil, daralan bir dünya üretir.
Kontrol davranışını sınamak
Kontrolün işlevsel mi kaygı kaynaklı mı olduğunu anlamak için davranışın sonrasına bakılabilir. Kapıyı bir kez kilitlemek güvenliği sağlar; beşinci kez kontrol etmek ise yeni bir bilgi eklemeden geçici rahatlama üretir. Hazırlık tamamlandığı hâlde zihin hâlâ “Bir kez daha” diyorsa sorun riskten çok belirsizliğe katlanmak olabilir.
Küçük deneyler bu ayrımı yaşayarak öğrenmeye yardım eder. Düşük riskli bir konuda yüzde yüz emin olmadan karar vermek, bir işi “yeterince iyi” düzeyinde bırakmak veya başkasının farklı yöntemine müdahale etmemek denenebilir. Önce kaygının yükselebileceği, sonra müdahale edilmeden azalabileceği gözlenir. Bu uygulamalar gerçek güvenlik kurallarının ihlal edilmesini içermez.
Kontrol ihtiyacının ilişkisel bedeli de vardır. Sürekli düzeltmek ve hatırlatmak, iyi niyetle yapılsa bile karşı tarafa güvenilmediği mesajını verebilir. “Sonucun farklı olmasına mı, yoksa tehlikeli olmasına mı tepki veriyorum?” sorusu burada yol gösterir. Bazen güvenliğin eksik olan parçası daha iyi bir plan değil, başka insanların da sorumluluk almasına izin vermektir.
Belirsizliğe yaklaşmak
- Şu anda gerçek bir riski mi, rahatsız edici bir belirsizliği mi yönetmeye çalışıyorum?
- Bir kez daha kontrol etmezsem ne olacağını tahmin ediyorum?
- Sonuç istediğim gibi olmazsa başa çıkmak için hangi kaynaklarım var?
Bu sorular kontrolü tamamen bırakmayı değil, onu yerli yerine koymayı amaçlar. Etkimiz olan yerde davranmak, etkimiz olmayan yerde ise kesinlik arayışının bedelini fark etmek daha dengeli bir güven oluşturur.
Bilimsel Atıflar
- Carleton, R. N. (2016). Fear of the unknown: One fear to rule them all? Journal of Anxiety Disorders, 41, 5–21. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2016.03.011
- Epiktetos. (2014). Discourses, fragments, handbook (R. Hard, Çev.). Oxford University Press.
- Grupe, D. W., & Nitschke, J. B. (2013). Uncertainty and anticipation in anxiety. Nature Reviews Neuroscience, 14(7), 488–501. https://doi.org/10.1038/nrn3524
- Sophokles. (1984). The three Theban plays (R. Fagles, Çev.). Penguin Classics.