Bir yardım yapıldığında telefon hemen kameraya uzanır. Başka bir gün, kimsenin bilmeyeceği küçük bir haksızlık görmezden gelinir. Kişi kendini iyi biri olarak düşünür; fakat davranışın yönünü bazen değerler, bazen alkış belirler.
Ahlaki bir kimliğe sahip olmak ile ahlaki davranmak aynı şey midir?
Kimlik davranışı destekler ama garanti etmez
İnsanlar kendilerini adil, yardımsever veya dürüst biri olarak görmek ister. Ahlaki değerler benliğin merkezindeyse davranışa yön verebilir. Ancak “iyi insan” imgesi bazen gerçek davranışın önüne geçer. Kişi niyetini etkisiyle karıştırabilir ya da geçmişte yaptığı iyi bir işi sonraki gevşekliğin gerekçesi sayabilir. Aquino ve Reed’in (2002) ölçtüğü “ahlaki kimliğin benlik için önemi”, kişinin ahlaki davranışını yordayan etkenlerden biridir.
Merritt, Effron ve Monin’in (2010) derlediği “ahlaki lisanslama” araştırmaları, önceki iyi davranış ya da iyi kimlik hatırlatmasının bazı koşullarda sonraki problemli seçimi mazur göstermeye yarayabildiğini tartışır. Bu her zaman ve herkes için geçerli değildir; fakat şu soruyu açar: İyiliği birikmiş kredi gibi mi görüyoruz?
Gyges’in yüzüğü
Platon’un anlattığı Gyges’in yüzüğü, takan kişiyi görünmez yapar. Soru şudur: Yakalanmayacağını bilen insan yine adil davranır mı? Anlatı, ahlakın itibarla ilişkisini sınar. Bizi kimse görmediğinde değerlerimiz ne kadar ayakta kalır?
İyi görünme isteği bütünüyle kötü değildir. Toplumsal itibar işbirliğini destekleyebilir. Fakat tek ölçüt olduğunda davranış, seyircinin varlığına bağımlı kalır. Etik tutarlılık alkışın bulunmadığı küçük anlarda kurulur.
Niyetten etkiye
“Niyetim kötü değildi” önemli ama eksik bir cümledir. Bir davranışın etkisini dinlemek, iyi benlik imgesini savunmaktan daha zor olabilir. Özür dilemek, zararı onarmak ve geri bildirimle değişmek kimliğe değil davranışa odaklanmayı gerektirir.
Kendimize “Ben iyi miyim?” diye sormak yerine “Bu durumda yaptığım şey hangi değere hizmet etti, kimi nasıl etkiledi?” diye sorabiliriz. Böylece ahlak sabit bir sıfat olmaktan çıkar, tekrarlanan bir pratiğe dönüşür.
Gösteriş ile tanıklık arasındaki ince çizgi
İyi bir davranışı paylaşmak bazen başkalarını harekete geçirebilir; bazen de yardım edilen kişiyi araçlaştırabilir. Ayırıcı sorular şunlardır: Paylaşım kimin yararına? Karşı tarafın mahremiyeti korunuyor mu? Kimse bilmeseydi yine yapar mıydım?
İyi insan olmak kusursuz olmak değildir. Kendi kör noktalarını görebilmek, etkisinin sorumluluğunu almak ve görünmezken de değerine yaklaşmaya çalışmaktır. İyi görünmek bir görüntüyü korur; iyi olmaya çalışmak o görüntünün bozulma riskini de göze alır.
Ahlaki öz değerlendirmeyi somutlaştırmak
Kendimizi bütünüyle iyi ya da kötü ilan etmek yerine belirli bir olayı inceleyebiliriz. Ne yaptım, kimi etkiledi, hangi değerimle çelişti ve neyi onarabilirim? Bu sorular özsaygıyı yok etmeden sorumluluk almayı mümkün kılar. Kimlik savunması azaldığında geri bildirim duymak kolaylaşır.
İyilikte görünmez emek de önemlidir. Kimsenin bilmediği bir sınırı korumak, dedikoduya katılmamak, hatayı itiraf etmek veya gücü daha az olan birinin sözünü kesmemek büyük anlatılar üretmez. Fakat karakter çoğu zaman bu küçük tekrarlarla kurulur.
Başkalarının iyi görünme çabasını teşhir etmek de bize ahlaki üstünlük hissi verebilir. Bu nedenle aynı ölçüt kendimize yöneltilmelidir: Eleştirim gerçek bir zararı azaltıyor mu, yoksa benim daha iyi görünmeme mi hizmet ediyor? Etik yaşam yalnızca doğru tarafı seçmek değil, kendi motivasyonlarımızı da şeffaf biçimde inceleyebilmektir.
Sıfattan davranışa
- Kimse bilmeyecek olsa bu davranışı yine yapar mıydım?
- İyi niyetimin ötesinde davranışımın gerçek etkisi ne oldu?
- Yanlışımı kabul etmek benlik imajımı bozsa bile neyi onarabilirim?
Bu sorular kişiyi sürekli kuşku içinde bırakmak için değil, sıfatlardan davranışa dönmek içindir. İyilik bir kez kazanılan unvan değil, her yeni durumda yeniden kurulan bir yönelimdir.
Bilimsel Atıflar
- Aquino, K., & Reed, A. II. (2002). The self-importance of moral identity. Journal of Personality and Social Psychology, 83(6), 1423–1440. https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.6.1423
- Merritt, A. C., Effron, D. A., & Monin, B. (2010). Moral self-licensing. Social and Personality Psychology Compass, 4(5), 344–357. https://doi.org/10.1111/j.1751-9004.2010.00263.x
- Platon. (1992). Republic (G. M. A. Grube, Çev.; C. D. C. Reeve, rev.). Hackett.