Uzun ve yoğun bir dönem sona erer. Yapılması gereken acil bir iş, çözülecek kriz kalmamıştır. Kişi rahatlamayı beklerken huzursuz olur. Sessiz ev fazla sessiz, boş hafta sonu anlamsız gelir. Bir sorun bulmak ya da yeni bir telaş yaratmak ister.
Aradığımız sakinlik geldiğinde neden ona güvenemeyiz?
Beden alıştığı ritmi güvenli sanabilir
Uzun süre stres altında yaşandığında yüksek uyarılma tanıdık hâle gelir. Sürekli kontrol etmek, hızlı karar vermek ve tehlikeyi önceden düşünmek gündelik norm olur. Koşullar sakinleştiğinde beden hemen uyum sağlamayabilir; düşük uyarılmayı huzur yerine boşluk veya savunmasızlık olarak yorumlayabilir.
Bu deneyim kişinin dramayı sevdiği anlamına gelmez. Sinir sistemi tanıdık örüntüleri öngörülebilir bulur. Tanıdık olan her zaman iyi değildir; fakat bilinmeyenden daha güvenli hissedilebilir. Newman ve Llera’nın (2011) “zıtlıktan kaçınma” modeli benzer bir mekanizma tanımlar: sürekli endişe hâli, ani bir olumsuz duygu değişimine yakalanmamak için tercih edilen tanıdık bir gerginlik olabilir.
Fırtınadan sonra deniz
Homeros’un Odysseia’sında Odysseus yıllarca süren savaş ve yolculuktan sonra İthaka’ya döner. Eve dönüş yalnızca rahatlama değildir; tanıma, sınanma ve yeni düzene uyum içerir. Kahramanın kimliği uzun süre mücadele içinde kurulmuştur. Mücadele bittiğinde “Şimdi kimim?” sorusu ortaya çıkar.
Benzer biçimde kişi yıllarca kriz çözen, çalışan veya başkalarını taşıyan biri olmuşsa sakinlik işlev kaybı gibi gelebilir. Huzur, yalnızca gürültünün bitmesi değil; gürültüsüz bir benlik kurma görevidir.
Boşluk her zaman eksiklik değildir
Takvimdeki açıklık hemen doldurulması gereken bir arıza olmayabilir. Duyguların ve ihtiyaçların duyulacağı alan olabilir. Fakat bu alanın ilk hissi keyif değil, bastırılmış yorgunluk ya da hüzün olabilir. İnsan durduğunda daha önce ertelediği şeylerle karşılaşabilir.
Bu nedenle huzura kademeli yaklaşmak mümkündür. Bir günün tamamını boş bırakmak yerine kısa, yapılandırılmış dinlenme aralıkları; sessizlikte kaybolmak yerine sakin bir yürüyüş, müzik veya bedensel bir etkinlik seçilebilir. Amaç yeni bir performans yaratmak değil, düşük uyarılmaya tolerans geliştirmektir.
Huzuru canlılıkla birleştirmek
Sakinlik hareketsizlik demek değildir. Merak, oyun, üretim ve ilişki kriz olmadan da canlılık sağlayabilir. Kişi “Yoğun değilsem yaşamıyorum” inancını fark ettiğinde şu soruyu sorabilir: Acil olmayan ama benim için değerli olan ne var?
Huzurun ilk anda boşluk gibi gelmesi, yanlış yerde olduğumuzu göstermeyebilir. Bazen bedenin yeni bir ritmi henüz öğrenmediğini gösterir. Sessizliği hemen doldurmadığımızda, boş sandığımız yerde kendi sesimizin yavaşça belirdiğini fark edebiliriz.
Sakinliği güvenli bir deneyime çevirmek
Sakin zamanlarda bedeni gözlemek, huzursuzluğun biçimini ayırmaya yardım eder. Kalp hızı mı artıyor, sıkıntı mı geliyor, yoksa yapılması gereken bir şeyi unutmuş olma düşüncesi mi beliriyor? İsmi konan deneyim, belirsiz bir “boşluk” olmaktan çıkar.
Ardından süreli bir sakinlik alanı kurulabilir. On dakika balkonda oturmak, yavaş bir içecek hazırlamak veya amaçsızca müzik dinlemek gibi. Süre bittiğinde kişi dilerse başka bir etkinliğe geçer. Bu sınır, sakinliğin içine hapsolma korkusunu azaltır ve bedene yeni bir deneyim sunar.
Huzuru sürekli mutlulukla karıştırmamak da önemlidir. Sakinlikte yorgunluk, keder ve can sıkıntısı görülebilir. Bunların belirmesi huzurun bozulduğu anlamına gelmez; gürültü azalınca duyulabilen katmanlardır. Huzur, içinde hiçbir zor duygu bulunmayan steril bir alan değil; duygularla savaşmadan kalabildiğimiz daha geniş bir zemin olabilir.
Sakinlikle tanışmak
- Sakinlik geldiğinde bedenim hangi tehlikeyi bekliyor?
- Yoğun olmadığımda kimliğim hakkında hangi hüküm beliriyor?
- Kriz olmadan canlı hissetmemi sağlayan hangi etkinlik var?
Bu sorular huzuru hemen sevdirmeyebilir. Fakat boşluk diye adlandırılan deneyimin içinde yorgunluk, yas, merak veya yeni bir yön ihtiyacı olduğunu ayırt etmeye yardım eder.
Sakinlikte yeni bir kriz üretme eğilimi fark edildiğinde karar kısa süre ertelenebilir. Gereksiz bir tartışma başlatmak, plansız yük almak veya telefonu sürekli kontrol etmek yerine “Bunu yarım saat sonra hâlâ istiyor muyum?” diye beklemek mümkündür. Bu bekleme, dürtünün kendiliğinden değişip değişmediğini gösterir. Huzur alışıldıkça boşluk, yavaş yavaş seçilebilir bir alan hâline gelebilir.
Bilimsel Atıflar
- Homeros. (2003). The Odyssey (E. V. Rieu, Çev.; D. C. H. Rieu, rev.). Penguin Classics.
- Newman, M. G., & Llera, S. J. (2011). A novel theory of experiential avoidance in generalized anxiety disorder. Clinical Psychology Review, 31(3), 371–382. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2011.01.008